22 Şubat 2011 Salı

Sabahattin Ali - Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna

Sabahattin Ali 

Yapı Kredi Yayınları 

42. Baskı Kasım 2010

160 sf.
 
Ben ilk defa Sabahattin Ali ile Hıfzı Topuz'un 1940-50'li yıllardaki anılarını ve çevresindeki insanları anlattığı Eski Dostlar adlı kitabını okurken tanıştım. Yaşamı ve öldürülüşü çok ilgimi çekmiş ve kendisi bende merak uyandırmıştı. Dolayısıyla kendinden bir parça olan kitaplarını okumak çok istiyordum. Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali'nin benim okuduğum ilk romanı.
Roman yada uzun hikaye olarak nitelendirilen bu kitap, yazarın anlatımı bakımından iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde, yazarımız romanın baş karakterlerinden olan Raif Efendi'yi kendi anlatırken, ikinci bölümde kalemi Raif Efendi'ye vermektedir.
  Yazarımız, bir bankadaki küçük memuriyet işinden çıkarıldıktan sonra işsiz kalır.Bir gün yolda dolaşırken bir işyerinde müdür muavinliği yapan arkadaşı Hamdi Bey ile karşılaşır ve onun işsiz olduğunu öğrenen Hamdi Bey, kendi işyerinde ona bir iş ayarlar. Bu işyerinde aynı odayı paylaştığı karşı masasında oturan  Mütercim Raif Efendi, hal ve tavrı ile yazarımızın dikkatini çeker. Raif Efendi, kimse ile doğru düzgün iletişim kurmayan kendi halinde yaşayan adeta bir makina gibi işe gelip giden bir memurdur. Yazarımız zamanla ona yakınlaşmaya çalışsa da Raif Efendiyi kazanamaz; çünkü karşısında kendini paylaşan bir insan yoktur. Raif Efendinin rahatsız olup işe gelemediği günlerden birinde yazarımız onu evinde ziyaret eder. Bu ziyaret ve arkası gelen ziyaretler, gün geçtikçe onları biraz daha birbirine  yakınlaştırır; fakat bu yakınlık yazarımızın merakı geçirmeyecektir. Raif Efendi'nin yine rahatsız olup işe gidemediği günlerden birinde ziyaret esnasında yazarımızdan çalışma masasının çekmecelerini boşaltarak içinde bulunanları kendisine getirmesini rica eder. Yazarımız eşyaları getirdiğinde, bunların arasında bulunan kara kaplı defteri, Raif Efendi sobaya atmasını ister, yazarımız da defterin sadece bir gece onda kalmasını ister ve aralarındaki sıradışı yakınlaşmanın kendisini rahatsız eden taraflarını Raif Efendi'ye açıklar ve kendisi hakkında hiçbirşey bilmediğini , onu tanımadığını belirtir. Raif Efendi'nin ise bu duruma cevabı "Oku, göreceksin!"olur. Bunu üzerine yazarımız Raif Efendi ile vedalaşarak, defteri okumak üzere kaldığı otelin yolunu tutar. Böylece romanın 20 haziran 1933 tarihi atılarak ikinci bölümü başlar ve kalem artık Raif Efendiye geçer. Raif Efendi bu bölümde atılan tarihten on yıl kadar öncesi yaşadıklarını anlatır. Hayatının Berlin'de kaldığı bir döneminde bir resim sergisindeki tabloyla hayatına giren Kürk Mantolu Madonna adını koyduğu bir kadına aşık olur ve onunla dolu dolu birkaç ay geçirir, bu kısa zaman Raif Efendinin ömrüne bedel bir dönemdir. Yazarımız, onun böyle insanlardan uzak sorgusuz ve öylesine bir hayatı neden seçtiğini sebepleriyle öğrenecektir. Biz de ömre bedel bir aşkın bir insanı ne hale getirebileceğini görecek, bir erkeği iç konuşmalarıyla tanıma fırsatını bulacak ve sonu itibariyle de acı bir aşk hikayesine tanık olacağız. 
  İlk basımı 1943 yılında yapılan romanda yazar, yalın bir dil kullanmıştır. Her ne kadar orjinali bozulmadan yayınlandığından da olsa karşılaştığımız eski türkçe kelimeler okumamız ve anlamamızda herhangi bir sorun teşkil etmemektedir. Son olarak gerek sayfa sayısından gerek dilinden ve hikayenin akışından sıkılmadan okuyacağınız bir roman diyorum ve okumanızı tavsiye ediyorum.

3 yorum:

thalassapolis dedi ki...

Kürk Mantolu Madonna'yı okuyup da sevmeyene rastlamadım. Hatta çoğu okurun kült kitabı. Benim de sevdiğim mutlaka okunmasını tavsiye ettiğim bir eser. Sabahattin Ali'nin öldürülmesi ve olayın aydınlatılmamamış olması çok üzücü.

Biri dedi ki...

Kitabı okudum. okuduğumda kitap çok güzeldi. fakat unutmuşum. acaba bana ne katmamamış ki

Morkalemlik dedi ki...

Sevgili Biri,

Unutmak doğal, ben dee bir çok kitabın konusunu karakterlerini unutuyorum.

Raif Bey'in yaşadığı aşk dikkat çekiyordu, bu aşktan arta kalan hayatı, yaşamamayı seçmesi insanı etkiliyordu, beni bu etkilemişti...

Sevgiler,