4 Mart 2011 Cuma

Sami Paşazade Sezai - Sergüzeşt

                                      
Benim adetimdir, kitap aldığım zaman hemen üzerine adımı soyadımı yazar, tarih atar, aldığım kitapçı, şehir adını yazar ve eğer o gün önemli yada dikkat çeken birşey yaşamışsam onu hatırlatır bir kelime yazarım. Sergüzeşt kitabina da şu notları almışım:
01 Temmuz 2006
Kelepir / İzmit
KPSS1
Bu demek oluyorki kitabı aldığım gün KPSS1sınavına girmişim. Hemen zihinmde canlandı o gün. Size de tavisye ederim. Kitabı aldığınız güne ve alırkenki hislerinize dönmek gayet hoş.

Sami Paşazade Sezai'nin bu romanı yüz temel eser arasında yer alıyor, ben de bu sebepten almıştım. Sergüzeşt kelimesi macera anlamına geliyormuş, ama ben romanın içeriğiyle bağdaştıramadım nedense bu anlamı. En çok ilgimi çeken de yazdığı bu roman sebebiyle göz altına alınmış olması ve yazarın gerek betimlemede gerek anlatımında fazla uzun cümleler kurması. Çok beyenerek okudum diyemeyeceğim malesef.
 Kafkasya'dan İstanbula gelmiş dokuz yaşındaki bir esir kız hizmetçi olarak Asaf Paşanın konağına satılır ve konağın oğlu Celal'e aşık olur. Celal de esir kızımız Dilber'e aşık olur. Fakat zenginlik ve asalet meraklısı evin Hanımı, Celal Beyin annesi bu ilişkiyi farkeder ve o gece Dilber'i evden uzaklaştırır. Dilber bir esirciye tekrar satılır. Celal Dilber'in peşine düşer; ama onu bulamaz, Dilber ise tekrar satıldığı yerde kendine aşık birinin yardımıyla ordan kurtulur ama romanın sonunda hayatına son verir. Vurgulanan ise bir esirin çile dolu yaşamı, itibarlı ve zengin erkekle güzel ama yoksul kızın aşkı.

Hiç yorum yok: