9 Haziran 2011 Perşembe

Hakan Günday - AZ

   11 yaşında bir tarikat şeyhinin oğluyla evlendirilen çarşafa bürülü ve sadece kömür karası gözleri görünen bir kız Derdâ, çocukluğunu mezarlıkta mezar taşlarını temizleyerek geçirmiş bir mezar taşını kendine dost bilmiş bir erkek Derda ve bunların yine mezarlıkta keşişen hayatları...

   Hayatın acımasız yüzü bu iki çocuğun yaşamlarının bir dönemini esir almış aslında...

   Ailesizlik, evsizlik belki dostsuzluk,eğitimsizlik, mecburiyet ve yokluk...

   Eroin, cinayet, şiddet... Hayatın neredeyse tüm pisliği bir sekilde bu iki çocuğun künyesi olmuş...

   Şeyhler, şıhlar, yazarlar, köyler ve şehirler... bir şekilde bir sarmal örülmüş.

   Kızını okuldan alıp bir şeyhe satıp kendine geçimini sağlayacak birkaç inek almayı planlayan bir anne, karısını her fırsatta döven adeta esiri gibi davranan sadist bir koca, sado-mazoşist, eroin bağımlısı bir kurtulma ihtimali... Bu insanlarla örülü bir çevre Derdâ'nınki.

   Mezalık duvarıyla inşa edilmiş bir ev, gasp yüzünden hapiste olan bir baba, hastalıktan aslında çaresizlikten ölen bir anne, mezar taşı yıkamakla kazanılan bir ekmek parası... 

   Saplantılı düşünceler sıradışı davranışlar, parçalanmış hayatlar...

   Bir sonraki adımını asla tahmin edemeyeceğiniz karakterler, akıcı bir anlatım...

   Sıradışı bir hikaye bir o kadar sıradan bir son...  

Hiç yorum yok: