15 Eylül 2011 Perşembe

Agatha Christie - Kahverengi Elbiseli Adam


Altın Kitaplar Yayınevi / 271 Sf.
Türkçesi: Çiğdem Öztekin

Bugün Agatha Christie'nin doğum günü. İyi ki doğdu ve iyi ki yazdı.  Ve biz de bu güzel hikaye, romanları okuyabiliyoruz. Naçizane bir kitap tanıtımı ile kendi köşemden anmak istedim kendisini. 

Dün, Agatha Christe okumalarımız için seçtiğim dört kitabı tahminimden önce bitireceğimi anlayınca uzun zamandır gitmediğim sahaflarımıza bir ziyaret gerçekleştirdim. Amacım Agatha Christie'nin  ikinci el kitaplarını bulabilmek ve bu ay okuyabilmekti ama olmadı. Hiçbir kitabını sahafta bulamadığım gibi sahafa benden bir iki dakika sonra giren bayanın da Agatha Christie'nin kitaplarını sorması beni şaşırttı. Rastlantı dedim ama bu bana Christie'nin kitaplarını bir sahafta bulmanın zor ya da şans olacağını gösterdi. Hem üzüldüm hem de sevindim. Daha çok sevindim. Üst üste gelen iki müşterinin Agatha Christie sorması yüzde kaç ihtimaldır bilemiyorum, ama bunu kitapçıdan öğrenmek o an aklımdan geçmedi maalesef, yoksa kesin sorardım talebin ne kadar olduğunu. Tabii eli boş dönmedim sahaftan, şansım yağver gitmişti bu kez Ahmet Ümit'in Patasana adlı kitabını yine benden sonra gelen bir müşteriden önce elime almış bulunmakla çok mutlu oldum. :) Kıskançlık duygusuyla eşdeğer bir duyguydu evet yaşadığım. Polisiyenin kraliçesine ayırdığım ayı polisiyenin Türk kralı (mı diyelim) ile devam ederim diyerek bir sahaf maceramı  da böyle kapattım.

Tadı damağımda kalan bir polisiye idi Kahverengi Elbiseli Adam. Poirot'un yer aldığı bir roman değildi. Onun boşluğu bir çok karaktere maceracı ruh ve merak yüklenerek doldurulmuştu. 
Hikayeden biraz bahsetmek gerekirse; baş kahraman hikayenin aynı zamanda anlatıcısı olan Anne Beddinfeld, "ilkel insanlar" üzerine çalışan bir bilim adamının kızıdır. Babası bilim adamıdır ama iyi bir iş adamı değildir. Bu da onların kıt kanaat geçinen bir aile olmalarına sebep olur. Babası bir araştırma sonrası üşütür ve zatürree hastalığına yakalanır ve birkaç gün içinde hayatını kaybeder. O güne kadar sıradan bir yaşam süren Anne, babasının ölümü ile artık özgürlüğüne kavuştuğunu düşünmeye başlar. Etrafındaki insanlar ona bir iş ya da eş bulmaya çalışırken o, macera peşinde koşma ve dünyayı gezme hayalleri kurar. Güvenli bir hayat, huzurlu bir ev ona göre değildir. Ne istediğin bilen gözü kara biridir Anne ve hayatı ona istediği macerayı çok yakında sunacaktır. Nasıl mı olacaktır bu? Babasının Londra'daki temsilcisinin ona Londra'da onlarla yaşamasını önermesiyle. Anne de Lonra'ya gitmek istediğinden dolayı bu teklifi kabul eder. Londra'da bir iş görüşmesinden eve dönerken metro istasyonunda bir olayla karşılaşır. İstasyonda Anne'nin bulunduğu yönde kimse yoktu sadece bir adam vardı önünde. Tam adam Anne ile göz göze geldikten sonra adam korkuyla birkaç adım geriye atar ve tren raylarının üzerine düşer ve o anda geçen bir trenle hayatını kaybeder, istasyondaki insanlar ölen adamın etrafına toplana insanların arasında bir doktor çıkar ve adamı muayene ederek öldüğünü söyler ve ortamdan aceleyle ayrılır, Anne de o şaşkınlıkla doktorun arkasından giderken doktor bir not düşürür. Anne de bu notu alır ve çantasına koyar. Eve geldiğinde yaşadığı olayı tekrar gözden geçirir. Olayda bir tuhaflık sezer. Önünde bulunan adamın Anne'nin arkasında gördüğünden birinden korkarak geri adım attığından emindir. Anne adamın gözlerinde bu korkuyu bizzat görmüştür. Ve gelen doktorun el hareketlerinde bir tuhaflık olduğunu düşünür, doktorun el hareketlerini odasında canlandırır ve adamın aslında muayeneden çok ölen adamın ceplerini karıştırdığını farkına varır. Ve bu olayla ilgili tüm bildiklerini polise anlatmaya karar verir. Birkaç gün sonra gazetede bir haber çıkar, kiralık bir evde genç güzel ve yabancı uyruklu olduğu düşünülen bir kadın ölü olarak bulunur. Tesadüf bu ya metro istasyonunda ölen adamın da cebinden de bu kiralık evin adresi çıkmıştır. Anne'nin bu olay gittikçe ilgisini çekmeye başar. Elindeki notun şifresini çözmeye çalışacaktır...
Uzun anlattım biraz evet ama bu sadece önemsiz bir başlangıç ayrıntısı. Anne bulduğu bu not ile bir maceranın içine sürüklenir. Öyle bir maceraki yeni insanlar tanır, Afrika'ya yolculuk eder, öldürülme riskiyle kaç defa karşı karşıya gelir...

Okudukça muhteşem bir kurgu ile karşılaşacaksınız.
Bir de bu kitapta Christie'nin diğer kitaplarında da yer bulan Albay Race ile tanışacaksınız.

Dedektifli bir hikaye olmadığına bakmayın, Anne bir dedektif gibi iz sürüyor çünkü ve gizemi çözmeyi başarıyor.  Kesinlikle okuyun diyorum son olarak. 

Herkese iyi okumalar. 

2 yorum:

thalassapolis dedi ki...

Kitabın bir de başarılı bir film uyarlaması vardır. Filmi de ayrı severim. Zaten Agatha Christie tutkum bu film ile başlamıştı. Filmin onun kitabından uyarladığını görünce okumaya başlamıştım. Dün ben o kadar yoğundum ki A.C.'nin doğumgünün kutlamayı unuttum. İyi ki doğmuş ve Poirot'u yaratmış yoksa edebiyat dünyası çok tatsız olurdu Sevgiler...

Mor Kalemlik dedi ki...

Umarım bulabilirim filmini, izlemek istiyorum merak ettim bak şimdi. :)Hemen olsaydı da izleseydim. internete bi bakıyım bakıyım