25 Eylül 2011 Pazar

Ahmet Ümit - Patansana

Ahmet Ümit, benim kitaplarından önce şahsen tanıştığım ilk yazar olma özelliğini taşıyor hayatımda. Bu tanışma ise üzerimde oldukça hoş bir etki bıraktı zira kendisinden oldukça etkilendim. Öyle mütevazi, öyle sempatik, öyle olduğu gibi bir insan ki anlatamam size. Fuar alanında imza saatleri bittikten sonra alanın dışında karşılaştık kendisiyle, birebir fotoğraf çektirme şansını bile sundu bize...
Yazarın kelimeleriyle, üslubu ile tanışmak ise Patasana kitabı ile oldu ilk ve daha önce neden okumadım dediğim yazarlara dahil oldu bu kitabıyla. İnanılmaz duru yazılmış, sayfaların nasıl geçtiği anlaşılmayacak derecede akıcı bir dille kaleme alınmıştı. Karakterler öyle özenle seçilmiş, konu dikkatle kurgulanmıştı. Konusundan da şöyle bir bahsetmek gerekirse; ana hatlarıyla Gaziantep civarında bir grup arkeoloğun yaptığı kazı çalışmalarını anlatıyor. Yapılan bu çalışmada adının Patasana olduğunu, Hitit döneminde saray başyazmanı olduğunu söyleyen birinin yazdığı tabletlere ulaşmışlardır.. Bu tabletler, geçmişin ilk gayri resmi tarihini anlatmakla beraber, Patasana'nın yaşadıkları ışığında aslında ikibinbeşyüz yıl önce yaşamış Hititler, Frigler ve Urartular gibi toplumlar hakkında ilk bilgi vermektedir. Bu yüzden de günümüz için çok önemli buluntulardır. Kazı ekibi, yıllardır bu bölgede yapılan kazılarda ulaşılamamış bu tabletleri toprağın altından çıkarırken, civar köylerde dikkat çeken tam üç cinayet işlenmiştir. Bazı köylüler kazının yapıldığı alanı kutsal ilan ettiğinden kazıya karşı çıkmakla birlikte, işlenen cinayetleri de kutsal bölgeyi kazmanın laneti olarak değerlendirir ve kazı ekibini suçlamaktan geri kalmaz. Bu durum kazı ekibini kazıyı durdurmak ile devam etmek arasında çelişki de bırakır. Kazı ekibi, yerli yaşamın huzurunu kaçırmak istememek bir yana kendilerini de tehdit altında hissetmektedirler. Bunu da en çok kazı başkanı Esra'nın düşüncelerinden, yüzbaşı Eşref ile konuşmalarından anlıyoruz. Bu ikisinin çalışmaları ile bulunan bir gerçek ise günümüzden yetmiş sekiz yıl önce işlenen cinayetlerle bu üç cinayetin aynı şekilde işlenmiş olmasıdır. Bu durum işlenen bu cinayetlerin altında bir intikam riskini doğurmaktadır.
Patasana'nın tabletleri ise vaktinde yaşanan insan zulümlerini, kendisinin yaşadığı çelişkileri, kralın ve çevresinin yaşadıklarını anlatmaktadır. Daha doğrusu Patasana kendi kişisel tarihini, kendinden sonraki insanlara ulaştırmak istemiyle kaleme almıştır bu tabletleri. Tabletlerin tamamı bulunup günümüz diline çevrildiğinde çıkan sonuç; yüzyıllardır değişmeyen insanın insana zulmüdür. Patasana'nın da günümüz insanlarının da dert yandığı gerçek budur. Yazar da sanırım bu konuya dikkat çekmek istemiş kitabıyla...

Bugün de değişmeyen budur gerçekten, insanın insana zulmü.

Kitapta geçen şu cümle yeterli sanırım bunu anlatmak için:

"Umutla, inançla, kararlılıkla kazdım toprağı. Ama kazdığım her höyük, her tümülüs,her antik kent, her tapınak, her kütüphane, her mezar ne yazık ki bana Jerry'nin söylediklerinden farklı bir şey göstermedi; insanoğlu yalnızca çağımızda değil, varoluşundan beri kan dökmekten, ötekine acı çektirmekten zevk alan, iflah olmaz bir zalimdir."
Polisiye, aşk ve tarih ile birlikte kurgulanan hoşça vakit geçirtecek bir kitaba ihtiyaç duyuyorsanız bu aralar benim tavsiyem Patasana olacaktır.

Herkese iyi okumalar.

1 yorum:

Aslı dedi ki...

O kadar çok yabancı polisiye okudumki. Ahmet Ümit'i ilk okudugumda nedense biraz iğreti geldi bana, sanki polisiye yakışmamış, sanki bir yerde eksikler var gibi. Zaman içinden tarzını yakalamaya çalıştım. Oldu gibi :) Patasana kitabını okumuştum. Almamın bir nedeni, tarihe duydugum ilgi, diger nedenide Ümit, acaba nasıl kurgulamış düşüncesi idi..