27 Kasım 2011 Pazar

Gariel Garcia Marquez - Yüzyıllık Yalnızlık

pinterest
Düşünüyorum, kitap okurken alacağımız haz o dönemdeki ruh halimizle ne kadar ilintili acaba. Bu kitap için kendime bir cevap veremedim ben açıkçası, kendimi çok iyi hissetmediğim bir dönemde okuduğum bir kitaptı Yüzyıllık Yalnızlık. İçimdeki kasveti artırmadı değil hani hikaye de. Böcekler, kasvetli bir ev, çarpık ilişkiler, sıradışı karakterler, uzun yaşamlar, bir kasabanın zaman içinde gelişimi, dönüşümü, sıradışı olaylar... Tüm olan biten beni inanılmaz etkiledi, adeta hafızama kazındı. Gayet akıcıydı ama... Sevemedim ben hikayeyi, yeni nesillerle tekrarlanan karakterleri, kasabayı, Buendia ailesinin fertlerini, kitabın yaşattığı dönemi, havasını sevemedim. Kitap aslında bu konuda gayet başarılı, fazlasıyla hissettiriyor, yaşatıyor kendini. Ama ben başka bir dünya beklentisindeydim sanırım. Okumayı çok çok istediğim, içini merak ettiğim bir kapalı kutu idi. Beklentim fazla olduğundan, istediğim hazzı bulamadım. Olaylar, duygular değişse de yenilikler olsa kitap boyunca gri bir havayı solumak, donuk seyretmesi benim çok hoşuma gitmedi.

Kısacası kitap, dahil olduğu büyülü gerçekçilik akımının gerçekten mükemmel bir timsali, oldukça akıcı, sürükleyici, ilgi çekici; fakat gelgelelim hikaye fazlasıyla kasvetli. 448 sayfa boyunca bu duyguyu hissetmek!... Doğru bir zaman olmayabilir okumam için ama yarım bırakmayı da hiç düşünmedim. Tekrar okur muyum? Hayır. Fazlasıyla akılda kalan bir kitap, uzun süre hatırlayacağımdan eminim.

Bir çok kişinin bu kitabı çok beğendiğini de hatırlatmak isterim. Herkesin aldığı doyum farklıdır bir kitaptan. Büyülü gerçekçilik akımını merak edenlere, kasvete hazır olanlara tavsiye ederim.

11 yorum:

Eren dedi ki...

Açıkçası ben de bu kitabı okumaya niyetlenmiştim, kitabın ismi de oldukça çekici ama hikayenin biraz iç karartıcı olduğunu görünce vazgeçmiştim..:)

Mor Kalemlik dedi ki...

Kesinlikle doğru söylemişsin sevgili Eren, hikaye evet iç karartıcı malesef. Beni de her daim gündemde olması, okunması, ismi, 1001 oluşu çekmişti. Pişman olmadım elbette ama çağrışımı ile tarzı çok farklı.

Tully dedi ki...

Bende de var bu kitap hatta okunacaklar listemde ama şimdi nedense biraz sonlara mı bıraksam diye düşünmeden edemedim. Heryer ne güzel yılbaşı süsleriyle ve yeni umutlara yelken açılan bir dönemdeyken hiç karamsarlığa girecek havamda değilim:)

N.Narda dedi ki...

Çok ilginç bir kitap olarak hafızamdaki yerini almıştır. Büyülü gerçekçilik tabiri cuk oturuyor esere:) Kasvet ve aynı isimlerin ardışıklığı hakikaten boğucu olabiliyor okurken:)Yine de - dediğin gibi- usta işi.

Mor Kalemlik dedi ki...

Sevgili Tully, seni etkilemek istemem ama karamsarlık yükleyebilir, N.Narda'nın da dediği gibi boğucu havasına hazır olursan okumanı tavsiye ederim. Ama kesinlikle tanışmanı öneririm bu tür ile.
Sevgiler

Mor Kalemlik dedi ki...

Sevgili Narda, kitapla ilgili düşüncelerine kesinlikle katılıyorum, teşekkür ederim.

Sevgiler,

Aslı dedi ki...

Karanlık, agır filmleri sevdigim gibi, kitaplarıda severim. Bu yüzden bu kitabı sıkılmadan okudugumu hatırlıyorum. Evet kasvetli ama Garcia'yı seviyorsanız onun büyülü kitapları agır gelmiyor pek :)

Birde Başkan Babamızın Sonbahar'ı var okudunmu? oda agırdır ve hiç dialog yoktur çok sevmiştim onuda..

Mor Kalemlik dedi ki...

Sevgili Aslı, Marquez'in okuduğum ilk kitabıydı, çok sevemedim karanlık havasını, bir Marquez okuma hakkı daha verdim kendime, çünkü üslup ve akış gayet hoştu.

Sevgiler,

cafenoHut dedi ki...

Yüzyıllık Yanlızlığı, yıllar yıllar önce, akşamları kardeşim bize yüksek sesle okumuştu, o zamöan bir de arkadaşımız vardı, hayatımız en güzel dönemleri, işten gelirdik gülüş cümbüş, yatardık sonra hepimiz aynı odada, kardeşim başlardı okumaya, bazen birimiz karıştırırdı, kim kimin oğlu, kızı, baştan sayardık, kitabın önündeki soyağacını açıp:)
Ne güzeldi, biz sevmiştik çok bu kitabı, o felaketler, tufanlar, olaylar... hoştu yaaa...

Mor Kalemlik dedi ki...

Ziyaretin için teşekkür ederim sevgili CafeNohut, mutlu ettin beni,:) karakterleri ayırt etmek gerçekten zordu, ben de yaşadım aynı sıkıntıyı, Soy ağacını da bunu tahmin ederek koymuşlar ve çok da iyi yapmışlar.
Her zaman beklerim. :)

Çürük Elma dedi ki...

merhaba
takip etmek isterseniz bloguma beklerim :)

curkelma.blogspot.com