8 Kasım 2011 Salı

J. D. Salinger - Çavdar Tarlasında Çocuklar


Hayatını inzivada geçiren bir yazar Salinger. İçe dönük, yalnız ve insanlar tarafından rahatsız edilmek istemeyen, küçük bir kasabada yaşam sürmüş, sahip olduğu ünü reddetmiş, 91 yaşında hayata veda etmiş farklı bir yazar.Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabının baş kahramanı Holden Caulfield ile benzer yönlerinin olup olmadığını merak ediyorsunuz yazar hakkında bir şeyler öğrendikten sonra. Hatta yazar kendi ergenlik duygularını mı yansıttı, kendinden mi esinlendi bu kitabı yazarken diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bunu destekleyen iddialar da yok değil. Gerçeği sanırım sadece yazarımız biliyor. Öyle bile olsa gerçekten, ergenlik döneminde olan on yedi yaşındaki bir gencin bocalama evresi, adaptasyon süreci bu kadar etkileyici atlatılabilirdi sanırım. Bir çok kişi kullanılan argo ve küfürlerden dolayı edebi eser olamayacağını savunuyor. Ben bunu kabul etmiyorum. Gerçek hayatta mümkün olan hatta istenmese de örnekleri olan bir sınıfın ya da karakterin edebiyata yansıtmanın nesi eleştirilebilir ki.  Yani gerçekte var olan bir karakterin edebiyatta da yaşatılmasının nesi garip. Kitabın bir diğer ilgi çekici durumu  ise yayınlandığı dönem itibari ile içerdiği argo ve cinsel ögeller, kötü örnek teşkil etmesi sebebiyle yasaklanmış olması. Şimdi ise okumanız gereken 1001 kitaptan biri! Kitabı okuyanlar ya çok beğeniyor ya da hiç beğenmiyor. Bence kitabın dolayısıyla yazarın farklılığı oldukça ilgi çekici. Beni fazlasıyla etkileyen bir karakter oldu Holden. Okuldan atılmış bir gencin, Noel öncesi New York'da geçen birkaç avare gününü, yaşadığı çelişkileri, insanlara ve hayatı kavrama çabası, insanlarda gördüğü yapaylıktan tiksinmesini kendi ağzından dinlemek gayet hoştu. Yazar bence, bir karakterden çok bir çelişkiye yer vermiş bu romanında. Boşlukta olan ve kendini yapılandırmaya çalışan bir karakterin dış dünya ile iletişirken sözcüklerin görünenin dışındaki anlamlarını yani iç dünyaya yansımalarına dikkat çekmek istemiş. Belki Holden'den birkaç  cümle işitirseniz ne demek istediğimi anlarsınız:


Denizci herifle ben birbirimize, tanıştığımıza memnun olduğumuzu söyledik, ki böyle, tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan, "Tanıştığımıza memnun oldum." demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zırvalıkları söylemek zorundasınız."


"Film sahtekarlaştıkça o daha da fazla ağladı. Kadının felaket iyi kalpli biri olduğu için böyle ağladığını filan düşünebilirsiniz, ama ben onun yanında oturuyordum, değildi. Yanında küçük bir çocuk vardı ve felaket sıkılmıştı. Çocuk helaya gitmek istiyordu, ama o götürmedi çocuğu. Ona, ses çıkarmamasını, uslu durmasını söyledi durdu. O kadın ancak lanet bir kurt kadar iyi kalpli olabilirdi. Sinemalarda böyle sahtekarca zımbırtılara deli gibi gözyaşı dökenlerin yüzde doksanı aslında kötü kalpli, aşağılık insanlar. Şaka demiyorum."


"Atom bombasını keşfettiklerine çok memnunum bir bakıma. Yeni bir savaş olursa, gider bombanın tepesine otururum. Bunun için gönüllü giderim, yemin ediyorum."


Kısacası, insanın özünde var olan şeffaflık, kendin olma,masumiyet, belki iyi niyet gibi yetilerin yeryüzünde savunulması hatta öğretilmeye çalışılması yanında insanların bu yetilerin tam tersi ile hayatta yol almasını bunlarla var olmasını ya da yer edinmesinin anlamsızlığına verilen bir tepki. Bu kitap da buna dikkat çeken bu iki kutup arasında kendine yol çizmeye çalışan bir ergeninin kıvranışına dikkat çekmiş bir kitaptır benim nazarımda.


Kendini yaşamakla toplumu yaşamanın çelişkisi...

Not: Kitap daha önce Can Yayınları tarafından Gönülçelen ismi ile Türkçe'ye kazandırılmıştır; fakat Yapı Kredi Yayınlarından çıkan ve Coşkun Yerli'nin  çevirisi daha çok beğenilip tercih edilmektedir.  

10 yorum:

N.Narda dedi ki...

Ben de okuduğumda beğenmiştim. Benzerlerine örnek teşkil eden ilk yapıtlardan.

{http://mavikalemdekiler.blogspot.com/2010/08/catcher-in-rye-cavdar-tarlasinda.html}

Mor Kalemlik dedi ki...

Beğenmene sevindim sevgili N.Narda, okuduğuma sevindiğim bir kitaptı benim için de.

pelinpembesi dedi ki...

severek okuduğum bir kitap. sade bir anlatımın böyle derin duyguları barındırması kaleminin gücünü gösteriyor zaten..

Aslı dedi ki...

Okumadım ama alıntılar çok ilgimi çekti. Okunmalı diyorum benim tarafımdan..

Mor Kalemlik dedi ki...

Ben de kaleminin güçlü olduğunu düşünüyorum sevgili Buket,

Umarım en kısa zamanda okursun sevgili Aslı,

Sevgiler

Eren dedi ki...

Ben bu kitabı çok beğenmiştim, bildiğim kadarıyla yazarın tek romanı , diğer eserleri uzun öykü türünde sanırım... Yazar 27 Ocak 2010'da vefat etmiş, kimseyle görüşmezmiş çok kendi halinde bir yaşam sürmüş. Yazarın yaşamı ve eseri arasında bağ kurmak hoşuma gidiyor, yazar farklı bir insanmış eseri de oldukça farklı ve güzel:)

Eren dedi ki...

Bir de "ruhunuz ne renk" konusunda seni mimledim, sayfamdan bakabilirsin:)

Mor Kalemlik dedi ki...

Kesinlikle sana katılıyorum sevgili Eren,katkın için teşekkürler,
Sevgiler

Deli Anne dedi ki...

Ne ilginçtir ki en son okuduğum kitap bu oldu ve şimdi burada bu kitaba rastlıyorum. İlk okuduğumda savsak bir ergenin nesi ilginç olabilir ve 1001 kitap kategorisine girmiş dedim. ama kitap ilerledikçe müptelası oldum Holden'ın. Ve ÇAvdar tarlası bölümünde hüngür hüngür ağlasım geldi. Çok etkileyiciydi hasılı. Sevgiler:)

Mor Kalemlik dedi ki...

Öncelikle hoşgeldiniz sevgili Deli Anne, bloğunuzu ilgiyle takip edenlerdenim. Yorum bırakmanız beni ayrıca mutlu etti. Teşekkürler öncelikle.
Holden beni de çok etkileyen bir karakter oldu, çavdar tarlası bölümü benim de uzun süre etkisinde kaldığım bir bölümdü.

Sevgiler,