10 Temmuz 2011 Pazar

Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır - Ahmet Şerif İzgören

  

İletişim, Başarı Ve Hayat Üzerine
Elma Yayınevi / 227 Sf.


   1991 yılının Şubat sabahı Balıkesir Saat Kulesi altında orduda görevli bir asker kendisini alıp işe götürecek servisi beklerken kendine şu soruları sorar; Ben kimim, neden burdayım ve yapmak istediğim şey bu mu? Sorduğu sorular hayatını değişir. O, artık kitapları çok satan, kendine ait danışmanlık şirketi olan, yurtiçi ve yurtdışında kişisel gelişim, liderlik, takım çalışması, yönetim ve iletişim alanında konularında bir çok seminer, eğitim ve danışmanlık hizmeti veren bir toplumsal gelişim uzmanıdır.
Ben kendisi ile okuduğum kitabı sayesinde tanıştım. Tanışmamızın geç olmasının sebebi kişisel gelişim kitaplarını okumayı sevememiş olmam malesef; ama İzgören'i bu gruba sokmak kendisine haksızlık olur, onun diğer kişisel kitaplarına nazaran tarzı farklı geldi bana. Okumaktan zevk aldığım bir kitaptı. İletişim, başarı ve hayat üzerine yazdığı bu kitabı, kurallar silsilesinden çok kendi hayatından örnekler vererek küçük hikayelerle desteklediği, hayatla ilgili kendi düşüncelerine yer verdiği, kendini keşvetmek, farkındalık yaratmak adına sade ve akıcı bir dille kaleme alınmış, bir paylaşım kitabı olarak niteleyebilirim sanırım. Kitaptan öğrendiklerimi ise maddeler halinde paylaşmak isterim;

  • Kendinize kim olduğunuzu sorun.
  • Kendinize değer verin.
  • Gelişmek istiyorsanız alışkanlıklarınızdan vazgeçin.
  • Hayata sevgiyle bakın ve etrafınıza sevgi dağıtın, karşılığı mutlaka sevgi olacaktır.
  • İşinizden zevk alın, o işi en iyi yapan siz olun. Ona kişiliğinizi, bilgi ve sevginizi katın.
  • Olumlu düşünün, hatta olumlu cümleler kurun.
  • Hayat size verilmiş en büyük armağandır, hiçbirşeyi kendinize dert etmeyin.
  • Herkes dinlemeye değer. Etrafınızı dinleyin.
  • Mücadele etmeyi öğrenin, çabuk vazgeçemeyin.
  • Hiç tanımadığınız insanlara iyilik yapın.
  • Hedefleriniz olsun ve ulaşana kadar vazgeçmeyin. Doğru zaman, doğru yer ve doğru kişi formülünü dikkate alın.
  • Başarıyı bir tüketim türü olarak algılayıp hırsınıza yenik düşmeyin.
  • Gülümseyin.
  • Etrafınızdaki insanlara değer verin ve bunu hissettirin.
  • Karar alırken özgür olun!
  • Doğal olun.
  • Fikir ve proje aşamasında kalmayın, üretin.
  • Karşınızdaki insanı yargılamadan önce kendinizi onun yerine koyun ve onu anlamaya çalışın.
  • İnsanları görünüşüne göre değerlendirmeyin. Giydiğiniz marka karakterinizi yansıtmaz.
  • İnancınızı sorgulayın. Din üzerine okuyun.
  • Aklınızdan geçenleri direkt söyleyin.
  • Yurdunuzu sevin, Ülkenizin çıkarlarını bireysel çıkarlarınızdan üstün tutun.
  • Kader değil, hayatınızı siz şekillendirirsiniz.
   Kitaptan altını çizgiğin sözlerden birkaçı:

   "Hayat sizin ona nereden baktığınıza bağlı olarak değişir."
   "İntihar, görüp görebileceğiniz en gerçek, dürüst ve acı özeleştiridir."
  
  Yazarın kitapta paylaştığı bazı küçük hikayeleri de başka postlarda paylaşmaya karar verdim. Son olarak kitabı okumanızı tevsiye ediyorum.

   Herkese iyi okumalar,

7 Temmuz 2011 Perşembe

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski - ÖTEKİ



 Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Rusça Aslından Çeviren: Tansu Akgün
181 Sf.

Öteki; sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan, mevcut kültürün içinde dışlanmış olan demektir. Kahramanımız Golyadkin de yaşadığı dönemde, bulunduğu toplumda talep görmeyen bir karakterdir. Hastalıklı bir ruhu temsil eder adeta. Kendine hiç güvenmeyen, bulunduğu ortamda göze çarpmayı sevmeyen, silik olmayı tercih eden, kimseye ilişmeyen, kimsenin de ona ilişmesini istemeyen biridir. Kitap boyunca kendini üstüne basa basa şöyle tanımlar: "Ben kendi işime bakarım, içim temiz, düşmanlarımla uğraşmaya tenezzül etmem. Etnrika çevirmem ve bununla gurur duyarım. Temiz kalpli, özü sözü bir, düzgün, kibar, yumuşak başlı..." tüm bunların ötesinde hastalıklı bir kararsızdır. Asla ne yapacağını kestiremez. Öyle mi yapsan yoksa böyle mi yapsam modundadır sürekli. Ani kararlar verir ,anında vazgeçer, bir anda birden çok seçeneği ve ihtimali düşünür. Kısacası psikolojik sorunlu bir karakterdir kahramanımız. Ve biz kitap boyunca onun iç sesini duyar ve dinleriz.
    Golyadkin için dış dünya bir tehdittir, öteki insanlar birer rakip. Bu yüzden kimse ile sağlıklı bir ilişki kuramaz hatta konuşamaz.
    Bir gün çalıştığı daireye gittiğinde kendisine tıpatıp benzeyen, aynı görüntüye sahip biriyle karşılaşır ve bunun gerçek mi, rüya mı yoksa yanılsama mı olduğuna karar veremez, kendini çimdikler, etrafındaki iş arkadaşlarını gözden geçirir fakat hersey sıradandır, kimse bu duruma bir tepki göstermez ve kahramanımız şaşırır. Üstelik adı da aynıdır. Öteki Golyadkin. Onun, aynı dairede çalışmaya başlayan yeni memur olduğunu kısa sürede öğrenir. Tedirginliği tümden artar. Ya dairede Bay Golyadkin'in yerine geçmek isterse... Üstelik Bay Golyadkin'in tam zıttı karakterdedir, dairedeki tüm insanlara kısa sürede kendini kabul ettirmiştir, Yöneticinin gözüne dahi girmiştir. İkinci Golyadkin, Bay Golyadkin için bir rakip, adeta düşmandır...

    Hikaye genel hatlarıyla böyle ama  dünyaca ünlü yazarın anlatmak istediği üstüne bastığı asıl tema ne?

    Ötekileşmek mi? İnsanın kendinin tam zıttı öteki ben'i mi? Ben'i ile yüzleşmesi mi?
Psikolojik nöbetler geçiren, sosyal davranış bozuklukları olan bir karakter mi?

     Sanırım hepsi...

     Yorumlaması zor bir kitaptı. Benimkisi naçizane... 

      En güzel yorum tabiki sevgili Edebiyat Eleştirmenlerimizin olacaktır.

    Herkese iyi okumalar.



2 Temmuz 2011 Cumartesi

Ayşe Kulin - Hüzün


1964-1983 Hayat Dürbünümde Kırk Sene
Everest Yayınları / 281 Sf. 
  
 Yazarları, okuduğum kitapların kahramanları gibi düşünürüm ben, doğa üstü güçleri vardır onların yazmak, kurgulamak gibi bizim yapamadığımız. Bizim yaşadığımız hayatı yaşamıyorlardır zihnimizde onlar, farklıdır sanki hayatları. Farklı algıladıklarını düşündüğüm için belki dünyayı... Oysa onlarda bizim gibi etten kemikten, duyguları, hayalleri var. Bu kitap da yazarları bize yaklaştırmak için yazılmış adeta, benzerliklerimizi ortaya koymak için. Oysa onlarda karşılaşıyorlar hayatın, insanların çirkin yüzleriyle, onlar da bir yaşama savaşı veriyor, başarınca seviniyor, kaybedince kırılıyorlar. Ayşe Kulin de sokakta karşılaştığımız yüzlerce yüzden biri. Onu bizden farklı kılan, yaptığı şeyi başarmış, dolayısıyla tanınmış olması... O da birçok zorluktan geçmiş, bazen bu zorlukların üstesinden gelmiş bazen de çaresiz kalmış yaşadıkları şeylerin karşısında, sevdiklerini kaybetmek eksiltmiş onu da, ayakta kalma direncini bir şekilde kazanmış, kazanmak zorunda kalmış. Eş konusunda şanslı olamamış örneğin, ama dünyalara değişmeyeceği dört erkek evlat sahibi olmayı ve onları hayata hazırlamayı başarmış... Çaresiz kaldığı zamanlarda yılmamış,  tüm kapıları zorlamış... Kısacası sahip olduğumuz iyi- kötü tüm duyguları hayat ona da yaşatmış.
  
    Ayşe Kulin'in özgeçmişini tüm kaynaklardan bulabilirsiniz; ama hayatının derinliklerini, etkisinde kaldığı olayları, hangi durumlarda nasıl kararlar aldığını, hayatının dönüm noktalarını, karakterinin inceliklerini bilmek istiyorsanız, kısacası onu yakından tanımak istiyorsanız Hayat ve Hüzün'ü okumayı ertelemeyin derim.

   İyi okumalar...