24 Aralık 2011 Cumartesi

İyiliği, ödünç para veren bir tefeci gibi mi harcayacaksınız?


" İnsanlardan yakınanlara ve şişine şişine dünyanın nankörlerle dolu olduğunu söyleyenlere benzemeyin. Böyle bir tutum, insanın kendi kendisini heykelleştirmesi değil midir? Sonra insanlar üzerine az şey bildiğimizi açığa vurmak biraz aptallık değil midir? İyiliği, ödünç veren bir tefeci gibi mi harcayacaksınız? Sırf iyilik olsun diye yapmayacak mısınız?"


Dikkatlice okuyunca insanın yüzüne bir tokat gibi çarpan bir paragraf değil mi?
Ben en azından böyle hissettim okuyunca, kendime söylenmiş gibi hissedip kendimden utandım. Neden mi? Zaman zaman insanlardan yakındığım çok oluyor. Eleştiriyorum, anlamaya çalışmadan yargılıyorum, Özellikle tahammülümün azaldığı insanlar da oluyor bunlar ama yapıyorum bunu. Balzac bu davranışı sergileyen insanların kendilerini mükemmel zannettiklerinden bahsediyor. Hiç bu açıdan bakmamıştım, evet bunun sonucu bu ve çok çirkin. Böyle bir tutum, insanın kendi kendisini heykelleştirmesi değil midir? Üzerine söyleyecek söz bulamıyorum. İnsanları yargılamadan önce insan aynada bir kendine bakmalı. Bunu biliriz söyleriz; ama bir kriz anında rahatlamak için karşımızdaki insanın hakkında söylemediğimiz kalmaz, en azından içimizden. İş yaşamında farkında olmadan yaparız bunu. İnce düşündüğü zaman ne kadar yanlış olduğunu anlıyor insan. Kendini bir şey zannetmek! Bu en son istediğimiz şeydir evet bazen bu cümleyi kurarak bile bu hataya düşeriz, aynı şey; Birinin kendini bir şey zannettiğini söylemek de kendini bir şey zannetmektir. Budan sonra Balzac'ın bu sözünü aklımda tutuyor ve ilke belliyorum.

İyiliği, ödünç veren bir tefeci gibi mi harcayacaksınız? 
Peki bu cümleye ne demeli? Vurucu bir cümle. Dikkat çekmek istediğim Balzac'ın bakış acısından çok üslubu. Aklımızdakileri en iyi şekilde karşımızadaki insana aksettirmekde zorluk çekeriz. Balzac bu konuda çok başarılı. Kitapta altını çizdiğim yukarıdakilere benzer cümleler o kadar çok ki. Kitaptaki Felix'in karakteri, bakış açısı, iç dünyası üzerinden Balzac'ı tanımak beni çok etkiledi. Buram buram Romantizm kokan bir kitap en başta bunu söylemeliyim. Buruk bir aşk hikayesi. Toplumun kurallarını, doğrularını aşamamış tutkulu ama ayakları yere basan bir aşk hikayesi. Coşan ama akamayan, acı ama gerçek bir aşk hikayesi...

Felix'i ve onun aşık olduğu Madame de Mortsauf'u uzun süre aklınızdan çıkaramayacaksınız. Sadece bir aşkın kişisel iç dünyasını değil, Balzac'ın toplumcu bakış açısını nasıl muhteşem bir dille kaleme aldığına da tanık olacaksınız.

Kesinlikle okumalısınız...

6 Aralık 2011 Salı

Marguerite Duras - Sevgili

pinterest
"On beş yaşımda yüzüm hazzın yüzüydü ve ben hazzı bilmiyordum. İyiden iyiye görünüyordu bu yüz. Annemin bile görmesi gerekirdi. Kardeşlerim görüyorlardı."

 Bir aşk hikayesi diyebilir miyiz? Sanırım diyemeyiz. On beş buçuk yaşındaki bir genç kızın cinsel yakınlaşmayı yaşamasının öyküsü demek daha doğru olur. Ön yüzünde bu anlatılsa da hikayenin dikkat çeken konular; Bir beyaz ve Çinlinin sınıf ayrımı, asla evlenemeyecek olmaları, yani ırklar arası sürtüşme, zengin ve yoksul olmanın karaktere ve hayat anlayısına yansıması...

Anlatıcı genelde birinci tekil şahıs, bazen de üçüncü tekil şahıs oluveriyor. Bu kitap boyunca üçüncü kişiyi yadsımama neden oluyor. Ayrıca yazar zihnine yer etmiş görüntülerden yola çıkarak hayatının o dönemine ait anılarını anlatıyor bir sıra gütmeden. Bu hikayeye Çinli zengin adamla Vietnam'da bir nehir yolculuğunda tanıştığı için ırmaktan geçiş öyküsü adını veriyor ve kimi duygu, kimi olgularla ve olaylarla ilgili yapmış olabileceği gömmelerden bahsettiğini söylüyor.

Kitapta yazanların yazarın gerçek hayatıyla örtüştüğü söyleniyor. Yayımlandıktan sonra yazar da hayatından izler taşıdığını saklamamış. Oldukça da ses getirmiş bir kitap. 1984 Goncourt Ödülünü almış ve otuzdört dile çevrilmiş. 1001 kitaptan da biri. Ayrıca kitap 1992 yılında yönetmen Jean Jacques Annaud tarafından film yapılmış. Ben filmini de izledim,beğendim de, nostaljik farklı bir film.
Kitabı okumayı düşünenlere önerim önce filmi izlemeleri, kitabı anlamnız daha kolaylaşacaktır.

Herkese bol kitaplı günler...