31 Ekim 2012 Çarşamba

George Orwell-Hayvan Çiftliği


Sömürü, eşitlik arzusu, başkaldırı...

Politikacılar ve halk...

Aslında kitabı yukarıdaki birkaç kelime özetliyor.

Masal, bir çiftlik hayvanlarının çiftlik sahibine başkaldırıp, yönetimi ele geçirmeleri üzerine kurulmuş. Arzuları sömürülmeden, özgür ve eşit haklarla yaşamak...

Peki mümkün mü? Onlar denediler.

...


George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört kitabı ile tanınır. Ben Hayvan Çiftliği ile başladım; ama en kısa zamanda 1984'ü okumak istiyorum. Hayvan Çiftliği harika idi çünkü. Yazarın zekasına, sosyal konuları ele alışındaki başarısına, üslubuna hayran olmamak elde değil.

 Yazar, kitabı 1945 yılında yazmış,  bu gün yıl 2012 değişen hiçbir şey yok...

Kitaptaki karakterler, hala canlı...

Okumalısınız diyorum!

6 Ekim 2012 Cumartesi

Haruki Murakami - Sahilde Kafka

Doğan Kitap / 651Sf.

    Haruki Murakami, kitapları kırkın üzerinde dile çevrilmiş, XXI yüzyıl edebiyatına damgasını vurmuş, Japonya'lı bir yazar...

    Bu ünlü yazarın serüvenine siz hangi kitaptan başlamak istersiniz bilmem; ama ben Sahilde Kafka ile başlamak istedim, sebepse adında Kafka'nın geçmesi, belki bir yerlerde Franz Kafka ile karşılaşma ihtimalinin olması ve bu düşüncenin romanı güzelleştirmesi konusundaki sezgim... 

    "Sen gün gelecek kendi ellerinle babanı öldürecek ve kendi annenle sevişeceksin"

    Baş kahramanımız Kafka Tamura'nın on beş yaşında evden kaçmasına sebep olan dolayısıyla da serüvenimizi başlatan babasının Kafka'ya söylediği bu kehanet.

    Sonrası, varsayımlar, zihnin labirentleri, metaforlar, rüyalar...

    Felsefe, edebiyat, müzik...

    Fantastik, büyülü bir dünya...

    Sonunda mı?

    Hayal kırıklığı, eteğinizde bir dünya ipucu ile kalakalıyorsunuz... Dedektif gibi iz sürüyor, tüm ayrıntıları hafızanıza kazıyor, (çünkü biliyorsunuz romanlarda bütün yollar kesişir, tüm sorular cevaplanır, her şey ortaya çıka sonunda)son sayfalara gelince sabırsızlanıyor, tahminlerde bulunuyor, ilişkiler kuruyorsunuz...
    
    Bu kitapta ise son sayfaya gelince afallıyorsunuz, düğüm çözülmeden bitmiş...

    Ne yani? Nasıl? Eeeeeee!!!!  N'oldu şimdi? Onca gizem? Daha bir dolu soru...

    Hayal dünyanıza kalmış, ama işe yaramıyor, yazarın aklıyla düşünmeye çalışıyorsunuz, 

    Cık olmuyor!!...

   Yazar size diyor; haydi geçmiş olaaa!

    Düşün, düşün, düşün...

    Ama okuyun serüven harika...
    

21 Ocak 2012 Cumartesi

Zülfü Livaneli_ Serenad

pinterest
Livaneli benim lise yıllarıma damgasını vurmuş insandır. İlk gençlik duygularımıza fon olmuştur hep şarkıları. Arkadaşlarla öğle araları, okul çıkışları birimizin evinde toplanmak, kahve, sigara, müzik... Zülfü Livaneli, Edip Akbayram, Onur Akın, Ahmet Kaya daha bir çoğu... Güzel günlerdi. O yüzden özeldir Zülfü Livaneli şarkıları benim için. Kitapları ile tanışmam ise yeni. Bir ara Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm kitabını elime almıştım ama yarım kaldı, birine verdim okumak için gelmedi sonra. Bloglarda çok rastlayıp yorumlar da hep olumlu olunca daha bir merak edip okumak istedim, geçenlerde de alıp okudum. Çok da beğendim.

"Bir gün biriyle tanışırsınız ve hayatınız değişir" kitap bu cümleyi söyletiyor bana. Keşke ben de kitaptaki Maya gibi hayata bakış açımı değiştirebilsem bir sebepten. Daha sevdiğim şeylere yönelebilsem. 

Maya Duran, İstanbul Üniversitesi'nde çalışan orta yaşta bir halkla ilişkiler görevlisi, bir çocuk annesi ve eşinden ayrılmış bir kadın. Sıradan bir hayatı var, iş, ev ve oğlu. Birlikte olduğu biri de var ama o, daha çok bir dost. Bu üçgende yaşayan ve muhtemelen de yaşayacak olan, sahip olduğu hayatı kabul etmiş bir kadın. Ama bir gün, üniversitedeki görevi gereği, ABD'den gelen Alman asıllı bir profesör Maximilian Wagner ile tanışır. Bir süre sonra Wagner, Maya'nın hayatının odağı olur, tüm ilgisi ona kayar, Wagner'in İstanbul'da yaşamış olduğu 1930'lu yılları sorgulamaya, kendi geçmişini araştırmaya başlar...

Yahudi Soykırımına ve bilmediğimiz Struma gemisi olayına ışık tutar yazar bu kitapla...

Okumanızı öneririm...