26 Ekim 2013 Cumartesi

Jean Kwok - Kelimelerin Derin Sessizliği

  Son zamanlarda kendi kitap okuma performansımı beğeniyorum ve okudukça çok mutlu oluyorum. Oğlum sekiz aylık oldu bile ve ben kitap okumak için her fırsatı değerlendiriyorum. Çoğunlukla o uyur uyumaz alıyorum kitabı elime. Onun uyku saatleri benim kitap okuma saatlerim oldu.
   Kelimelerin Derin Sessizliği isimli kitap sevgili kardeşimin doğum günü hediyesi olarak aldığı kitaplardan biri. Yazarını hiç duymamıştım, muhtemelen siz de duymamışsınızdır; yazarın ilk kitabı ve hayatından izler taşıyor. Şöyle ki yazar hakkında kitapta aşağıdaki satırlara yer vermişler:
   "Hong Kong'da doğdu, küçük bir çocukken ailesi ile birlikte Brooklyn'e göç etti. Geçim sıkıntısı yüzünden erken yaşta bir fabrikada çalışmak zorunda kaldı. Zeki bir öğrencilik dönemi geçiren Kwok, Harvard Üniversitesi İngiliz ve Amerikan Edebiyatı bölümlerinden onur derecesiyle mezun oldu. Ardından Kolombiya'da yazarlık üzerine master yaptı. Kelimelerin Derin Sessizliği'ni çocukluk döneminde yaşadığı zorluklardan yola çıkarak yazan Kwok, yaşadığı bu sıkıntılı süreci hiç unutmamış, bir süre göçmen çocuklara yardım eden kuruluşlarda görev almıştır. İlk romanı olan Kelimelerin Derin Sessizliği'nin New York Times çoksatanlar listesine girmesi onun için bir rüyanın başlangıcı oldu. 17 ülkede yayımlanan roman Amerikan Library, Barnes&Noble gibi bir çok kuruluş tarafından pek çok ödüle layık görüldü. Hakkında çekilmiş bir televizyon belgeseli de bulunan yazar iki oğlu ve kocasıyla birlikte Hollanda'da yaşamaktadır. "
   Kitabımızın baş kahramanı Kim( Kimberly) de bir Çinli kızdır. Babasını çok küçük yaşta kalp krizinden kaybetmiştir. Yaklaşık on- onbir yaşlarından iken Hong Kong'dan Amerika'ya, teyzelerinin yaşadığı New york'a göç ederler. Teyzelerinin yardımı ile teyzesinin tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmaya başlar ve teyzelerinin onlara bulduğu harabe bir evde yaşam savaşı verirler adeta. Camları kırık, ısınma tesisatı bozuk, duvarları dökük, her yerinden böcek çıkan bu evde yıllarını geçirirler çünkü daha iyi bir eve paraları yetmemektedir. Teyzelerinin de bu yönde bir yardımı olmayacaktır.
    Kim Newyork'da okula başlar; fakat ilk zamanlar onun için oldukça zor geçer, dil ve kültür sorununun üstüne bir de fakirliği onu sınıfa dahil olmasını engeller. Tek arkadaşı vardır o da Annette. Kim hırslı ve zeki bir kızdır ve her ne kadar okul çıkışı annesine yardıma fabrikaya gitse de kısa zamanda dil problemini çok çalışarak giderir ve okuda sayısal derslerde kendini gösterir. Öğretmeninin de yardımı ile tam burslu olarak güzel bir okula yerleşir. Tek istediği bu sefil hayattan annesini ve kendini kurtarmak olan Kim'in yerleştiği yeni okulu hayallerine giden ilk sağlam adımlardan biri olacaktır.
    Benim severek okuduğum bir roman oldu, dili oldukça akıcı ve hayatı akışına bırakmayanları umutlandıran güzel bir başarı öyküsü diyebilirim. Hayattaki tercihlerimizin mantık la mı yoksa kalple mi yapılması gerektiğine dair ilgi çekici bir öyküsü var. Tercihinize göre romanda aldığınız duygu ve ders değişecektir kitabın sonunda.

   Bol kitaplı günler diliyorum

4 Ekim 2013 Cuma

Zülfü Livaneli - Kardeşimin Hikayesi

    Barbaros uyurken elime alarak bir kaç günde okuduğum bir kitap oldu Kardeşimin Hikayesi. Akıcı bir dili var, her ne kadar kitabın sonunda yazar ile yapılan röportajda psikolojik gerilim olarak tanımlansa da bu sadece kitabın sonu için geçerli diyebilirim. Kitap boyunca gerilmek mümkün değil.
    Kitap çoğunlukla bir Karadeniz sahil köyünde geçen bir cinayet olayına gelen bir gazeteci kız ile köye bir süre önce yerleşmiş emekli mühendis Mehmet Bey arasında geçen diyaloglardan oluşuyor. Mehmet Bey kızın ilgisini çekmek için ona kardeşinin ilginç hikayesini anlatıyor.
    Çok beklentiye girilmediği taktirde size iyi birkaç saat geçirtebilecek akıcı okunan bir kitap olduğunu söyleyelirim. Serenad isimli kitabını daha çok beğenmiştim. :)

    İyi okumalar