10 Nisan 2014 Perşembe

İz - Canan Tan

  
  Günlerden Cumartesi annemin evinde kardeşim ve eşimle kardeşimin odasında muhabbet ediyoruz, saat gece yarısını geçmiş, çoğunluk uykuda. Bir ara gözüm kardeşimin kitaplığındaki Ahmet Ümit'in son kitabına takılıyor, Beyoğlu'nun En güzel Abisi bana sıcacık göz kırpıyor. "Okudun mu?" diyorum, "yok" diyor. Almak için kitaplığa vardığımda Canan Tan'ın kitabını görüyorum, kardeşim okumaz onu, biliyorum. "Kimin" diyorum, "Senin,senden kalmış" "Yok, benim olsa bilirim" Bizim küçük kuzenlerin olma ihtimalinde kanaat getiriyoruz. Onu da alıyorum. Baba-kız ilişkisini temel aldığına dair bilgi var arka kapak tanıtımında, konu ilgimi çekiyor.
  Eve geldiğimde ilk ona başlıyorum, babamı severim, aramızdaki duyguları yakalayabilecek mi diye merak ediyorum yazar. Sayfaları çevirdikçe, anlıyorum ki yazarın hitap ettiği kesim ilk gençlik, satır aralarında o yaşların getirisi bakış açısı, hatalar, sonuçları, pişmanlıklar, sonucunda gizli öğütler.  Benim için oldukça geç kalınmış bir yazar, İpek Ongun ile tanıştığım yıllarda Canan Tan da ikinci bir adres olabilirmiş ama kaçırmışım...
  Okumaya devam ediyorum; ilk sayfalarda geçlik yıllarını anlatan kızımız, büyüyor, yetişkin bir kadın oluyor evleniyor, bir oğlu oluyor, hikaye beni de içine almaya başlıyor, babasının peşinden sürdüğü iz beni de heyecanlandırıyor, merak duygumu kabartıyor son sayfalara doğru ve sonuç; kitap bitiyor, rahatlıyorum. Son yüz sayfayı elimden bırakamadan bir gecede okuyorum.
  Kitabın vermek istediği öğüt açıkça ortada. Okuyucu kitlesine gerçekten hitap eden, onların hayatına değebilecek, bakış açısı kazandırabilecek yerinde bir konu, kararında uçlarda örnek bir yaşam ile gözler önüne serilmiş karakterler...
 Dili sade, akıcı anlatımı ile beni bile bir ölçüde saran bir kitap oldu, ama beni tatmin etmedi, o da yaşım gereği, duyguların anlatıldığı cümleler o yaşların kullandığı cümlelerdi, ben daha derin anlamlı cümleler, sorgulamalar tatmin ederdi. Canan Tan'ı alanında kesinlikle başarılı buldum.
 Kitabın konusuna da kısaca değinirsem, Verda isimli bir avukat kadının, yine avukat olan babasının intihar etme sebebini araması, elindeki ipuçlarından çıkarak babasının peşinde iz sürmesidir. Bu iz sürüş tüm geçmişini, babasıyla ilişkisini gözden geçirmesine, davranışlarını sorgulamasına, hataları ile yüzleşmesine sebep olacak bir yolculuktur.

8 yorum:

Burcunun Dünyası dedi ki...

Eveeet biz İpek Ongunla büyüdük :) Canan Tan'ın bir kitabını okudum ve ben de geç kaldığımı anladım...
Bu arada, ben de ailemin evine gittiğimde kardeşimin kitaplığına göz atarım hep :)

Şaziye P dedi ki...

Merhaba Burcunun Dünyası,

Geç kalmış olsak da fikrimiz oldu değil mi? Okumak okumaktır ;)
Kardeş, dost kitaplıkları da bizimdir :)
Sevgiler

N.Narda dedi ki...

Gerçekten de bazı yazarların/kitapların hitap ettiği kitle belirli oluyor. Çok güzel açıklamışsın bunu yazında.

Selamlar.

Eren O. dedi ki...

Canan Tan okumadim hiç ama bu kitabı cok duyarım:)

Şaziye P dedi ki...

Canan Tan, bizden geçmiş Erencim,
Ama rast gelirsen okunabilir.

:)

Şaziye P dedi ki...

N. Narda kesinlikle öyle, Canan Tan'da bu çok belirgin.
Teşekkür ederim,

Sevgiler :)

Eren O. dedi ki...

Şimdi farkettim çay fincanın ne kadar güzel yaa, böyle bir şey arıyorum, malum kitap keyfinin tamamlayıcısı güzel bir çay veya kahve:)

Şaziye P dedi ki...

Canım, bahsettiğin fincan, karaca'nın 2009 yılında aldığım kahvaltı setinin bir parçası, hala üretiliyor mudur bilmiyorum, ama zarif ürünler çıkarmaya başladı, bir göz atabilirsin, en son kek standları almıştım onlarda zarifti :)